Çocuğumuzun Kolaylıkla Okula Alışması İçin Püf Noktalar...
4 Eyl 2019
Okul Fobisi Oluşturmayalım, Okulu Sevdirelim…
Bazı çocuklar annelerinden ilk defa ayrılmaları nedeniyle, yeni bir ortama girmekte zorlanırlar. İlk defa okula başlamaları, ailesinin haricinde yabancı kişilerle karşılaşacak olması gibi nedenlerle korku ve endişe yaşarlar. Okula gitmek istemeyen, anneden ayrılmayı ret eden, devamlı ağlayan çocuklarda görülen endişe ve korku hallerine okul fobisi denilmektedir.
 
Çocukların okula başladığı ilk günlerde uyum problemi yaşaması beklenen bir durumdur. Kimi çocukları 1 günde alışırken, kimi çocuklar için bu süreç birkaç haftayı bulabilmektedir. Çocuklar “Burada ya kaybolursam”, “annem beni burada unutursa”, “yemek için zorlarlarsa”, “altımı ıslatırsam” vb… birçok endişeleri, korkuları oluşmuş olabilir.
Okul fobisi görülen çocuklarda “Okula gitmeyeceğim. Anneciğim beni bırakma, ayrılmak istemiyorum… Korkuyorum okuldan… Ya servis beni eve getirmezse” vb. ifadeler görülmektedir. Bir kısım çocuklarımız ise hal, hareket ve davranışlarıyla endişelerini ve sıkıntısını belli ederler. Akşam yatarken başlayan, sabahleyin kalkarken devam eden isteksizlikler, şikâyetler, oflamalar, hastalık bahaneleri, hırçınlıklar, ağlamalar, öfke nöbetleri, iştahsızlık, uyku düzensizliği, içe kapanma görülebilir. Okul saati geçtikten sonra veya okula gidilmeyeceğini anladığı anda bunlardan eser kalmayabilir.
 
Çocuğumuzun eğitim hayatına başlayacağı ilk günde olumsuz etkiler oluşmaması için çok dikkatli olmak gerekir. Okulunu, öğretmenini seven bir çocuk okula gelip gitmede problemler çıkarmadığı gibi derslerini seven, eğitime açık, başarılı bir çocuk olur. Okul fobisi oluşan, okuldan korkan, endişeleri yerleşen çocuklar eğitim süreçlerinde hep problemler yaşarlar.
 
Okul fobisinin oluşmasının nedenleri;
Okul fobisi anaokuluna ve ilkokula yeni başlayan, bilhassa erkek çocuklarda yoğun olmakla birlikte tüm çocuklarda görülebilir. Okul fobisi oluşmasının birçok sebebi olabilir. Çocuk evden ayrıldıklarında, annesinin başına bir şey geleceğinden, kendisinin başına bir şey geleceğinden, okulda yalnız kalacağından, okulda unutulacağından, servisin götürmeyeceğinden, yeni kardeşi olduğundan dolayı evden gönderildiği düşüncesinden, o okuldayken annesinin kardeşiyle gezmeye gideceğinden, yemek ve tuvaletiyle ilgili sorunlar yaşayacağı gibi düşüncelerden dolayı endişe eder ve korkuya kapılırlar.
 
Özgüveni olmayan, çocuğun etrafında pervane olan, çocuk merkezli bir dünya kuran, çocuğunun her istediğini yapan, çocuğun ve annenin birbirine bağımlı olduğu, aşırı koruyucu annelerin çocuklarında daha sıklıkla görülmektedir. Bağımsız bir birey olma yolunda gidemeyen çocuk bir an bile olsun annesinden ayrı kalamaz. Okul fobisinin oluşmasında kısmen babanın rolü olsa da ağırlık rol anneye aittir.
Aşırı koruyucu tip ailelerde yetişen çocuğun sosyal ortamlarda kendine güveni azdır. Yalnız kalınca nasıl davranacağını bilemez, korkar. Esasen anne aşırı koruyucu tavırları nedeniyle yavrusunun okulda tek başına yapamayacağının endişesini yansıtır. Kendisi ağlamaklı veya endişeli bir yüz ifadesine sahiptir. Çocuk annenin bu durumundan olumsuz etkilenerek, okula alışmakta zorlanmaktadır. Çocuktan önce anne rahatlamalıdır. Anne okula ve öğretmene güvenirse bu çocuğa olumlu yansıyacaktır. Çocuğun yanında okul hakkında, öğretmen hakkında olumsuz düşünceler, değerlendirmelerde bulunulması halinde çocuk bundan olumsuz olarak etkilenecektir. Ayrıca “yemeğini yemezsen öğretmen kızar”, “ağlarsan okula almazlar”, “bebeklerin sınıfına gönderirler, ceza verirler” gibi ifadeler çocuğun okula ve öğretmene karşı korkularının oluşmasını sağlar.
 
Özellikle 3-4 yaş grubu çocuklar için okulun ilk haftası bir üst yaş grubu çocuklara göre çok daha sakin geçmektedir. Bunun en büyük nedeniyse, 3-4 yaş grubundaki çocukların okulun ilk haftasında daha yaptıkları eylemin tam olarak farkında olmamalarıdır ve kendilerini adeta oyun oynamak için parka gidiyormuş gibi hissederler. Asıl gerçekle tanıştıkları okulun ikinci veya üçüncü haftaları hem kendileri hem de ebeveynleri için çok daha sancılı ve sıkıntılı geçmektedir.
 
Okul fobisi olan veya oluşabilecek çocuklarımızın ailelerimizin dikkat etmesi gerekenler…
Öncelikli olarak çocuğunuz okula niçin gitmesi gerektiğini öncesinde anlatmanız ve onu sürece hazırlamamız gerekmektedir. Çok güzel şeyler öğreneceğini, yeni arkadaşları olacağını, yeni oyunlar oynayacağını söyleyerek çocuğunuzu rahatlatmanız ve teşvik etmemiz gerekmektedir.
Onu sevdiğinizden şüpheye kapılmaması için, çocuğunuza daha sıkı sarılıp güvenini kazanmalısınız. Onu sevdiğinizi söylemelisiniz. Okula ilk gittiği gün ona sürpriz yaparak hediyeler verip, okula gittiği için kutlama yapabilirsiniz.
Aile sabır silahını kuşanarak, çocuğun okul fobisi oluşmaması için bağırmadan, korkutmadan, incitmeden, azarlamadan, tehdit etmeden hareket etmesi gerekmektedir. Kesinlikle şiddet uygulanmamalıdır.
Korkularının, endişeleri hakkında konuşmaya teşvik edip, korkularının sebebini anlamaya çalışın. Ona endişelerinin yersiz olduğunu güzelce ve sabırla anlatmalısınız. Onunla empati kurmaya çalışmalısınız. Korku ve endişeleriyle alay etmemelisiniz. Yanında okul ve öğretmen hakkında olumsuz konuşmalar yapmamalısınız.
Sabah kalktığında uykusunu alamayan çocuk huysuzluk yapması normaldir. Bunun için engeç saat 21.00’de yatmasını sağlayınız. Onlar bizim prototipimizdir. Büyükler uykularını alamadıklarında, tatil sonrasında işe gitmekte nasıl zorlanıyorlarsa onlarda bunu yaşayabilmektedirler. Hastalık vs. sebeplerle okula sık ara veren çocuklarda alışmakta zorluk çekmektedirler.
 
Okula çocuğun kolay ayrılabileceği, kararlı ve tutarlı bir ebeveyni tarafından bırakılması daha sağlıklı olacaktır. Bilhassa annelerimiz çok duygusal oldukları için endişeleri ve korkuları yüzlerine yansımakta, çocuğun daha da endişelenmesine sebebiyet vermektedirler. Ayrılma seremonisi çok uzatılmamalı, kısa bir vedalaşmadan sonra ayrılmamalı. Sınıfa tekrar tekrar yanına girilmemeli.
 
Eğer çocuğun evde kalması gerekirse bunu asla eğlenceli bir hale getirmeyin. Evde bulunan tablet, bilgisayar, tv’leri vermeyin, kapatın. Evi daha sıkıcı hale getirin ki, okulun daha eğlenceli olduğunu düşünsün.
Aşırı bağımlı bir çocuğumuz var ise okula alışamayacağı düşüncelerimiz fazla ise okula ilk gün gitmeyebilir. Okulun ilk gününün hengamesi, ağlayan bir çocuğun çocuğumuzu tetiklemesine, endişelerinin artmasına, adapte olmasının zorlaşmasına sebebiyet verebilir.
 
Okula düzenli devam etmesi konusunda ısrarlı ve kararlı olun. Birkaç günde ağlamalarına dayanamayarak geri adım atmayın. Çocuğun olur olmaz bahanelerle evde kalıp oyun oynamasına izin vermeyin. Evde kalış uzadıkça okula dönüş o ölçüde güçleşir. “yatsın, dinlensin, üstüne gitmeyelim” diye evde çocuğu evde tutmak bunalımı azaltmaz, arttırır. Çocuğun zafer kazanmasına izin verilirse sorunun daha kötüleşeceği ve kökleşeceği unutulmamalıdır. Okul öncesi dönemlerde zafer kazanan çocuk, ilkokulda da bu zaferi kazanmak için mücadele edecektir. Eğer, belirli gün veya hafta okula devam zorunluluğu varsa ve çocuk bu sınırı zorlamaya çalışıyorsa bu noktada pes etmek tamamen başa dönmek demektir.
 
Ev ortamında kuralsız hareket eden, her istediği yerine getirilen çocuk, öğretmenin çok kuralları olduğundan bahsedebilir, kurallardan hoşlanmadığını anlatabilir. Böyle bir durumda kuralların niçin gerekli olduğu, artık yaşamın her alanında kurallar olduğunu ve artık büyümeye başladığını, kurallara uyulması halinde yaşamın kolaylaşabileceğini anlatabiliriz.
 
Çocuğun yeni kardeşi olmuşsa, dikkatli olunmalı. Kardeş kıskançlığını yoğun yaşayan çocuklarda, kardeşim geldi beni evden gönderiyorlar düşüncesine kapılmaması için imkan varsa kardeşi olmadan önce okula göndermeli. Anne, çocuk okulda iken yapacağı faaliyetleri, gideceği yerleri, çocuğun sevdiği arkadaşının veya akrabalarının geleceğinin anlatılması halinde çocuğun aklının evde kalması veya annede kalması mümkündür. Bilhassa alışma evresinde bunlara dikkat edilmelidir.
 
Yeni eve taşınma veya boşanma süreçlerin bu döneme denk getirilmemesi, evin içinde yaşanan olumsuzlukların çocuklara yansıyacağı için dikkatli olunmalıdır.
Dedelerin ve ninelerin daha yaşı küçük, bugün gitmeyiversin, ağlatmayın çocuğu gibi ifadeleri yanlarında kullanmalarına müsaade etmeyin.
 
Çocuğu korkutacak, endişelendirecek “ağlarsan giderim”, “sen artık büyüdün, bebekler ağlar”, “ağlayacak ne var, bak arkadaşların ağlamıyor”, “ağlarsan seni almaya gelmem”, “böyle davranırsan okulda kimse seni sevmez”, “bugün okula git, söz yarın okula getirmeyeceğim”, “galiba sen okula alışamayacaksın, arkadaşlarınla anlaşamadın m?” gibi cümlelerin kurulmamasına dikkat edelim. Yarında okula gitmek ister misin? gibi cümleler kurulmamalı, okula istediği zaman gidip, istediği zaman gitmeyeceği algısı oluşturulmamalıdır.
 
Çocuğum yalan söylemez ifadesi okul öncesi dönem için doğru değildir. Okul öncesi dönemde çocukların hayal dünyasının olduğunu bilmek çok önemlidir. Okula gitmemek için söylediklerini sağlıklı bir şekilde süzgeçten geçirmek çok önemlidir. Çocukların “arkadaşlarının ona vurduğunu”, “öğretmenin ona kızdığını”, vb… şeyler onların hayal dünyasının ürünü olabilir. Bu konuda yargıya varmadan önce araştırma yapılmasında fayda vardır.
 
Sınıfta çocuğun yanında uzun kalınması, annem hep yanımda kalacak duygusunu besleyebilir. Ebeveyn sınıf dışında, okul bahçesinde bekleyebilir. Kendisi ve çocuğun rahatladığını gördüğü zaman beklemeyi bırakmalı. Sınıfta uzun süre kalmalar, diğer çocuklarında anne-babalarını istemelerine Veya ailesine arkadaşımın annesi geliyor, sen niye gelmiyorsun demesine sebebiyet verecektir.
 
Çocuklara güven verilmesi ve yaşıtların, anne babaların, kardeşlerin model alınması yoluyla korkular azaltılabilir ya da ortadan kaldırılabilir. Çocuk, kendi yaşıtlarının korkusuzca yaptıkları işleri görüp işitirse, kendi de bu “cesur” çocuklar gibi olmaya çalışır ve korkusundan kurtulma yönünde adım atar.
 
Çocuğunuz sizden sonra, en çok güveneceği kişi olarak öğretmenleriyle sıkı bir iletişim içerisinde olmak, onlara güvenmek problemin çözümünde büyük kolaylık sağlayacaktır. Çocuğunuzun okulda ve evde farklı davranışlar sergileyebileceğini unutmayın. Öğretmeninde bir birey olduğunu, aileler olarak evde çocuklarımıza yetişemez iken onların bir sınıf öğrenciye yetişmek için gösterdikleri gayret için empati besleyelim.
 
Aileye ve öğretmenlere tavsiyeler…
Çocuğu okula hazırlamak için okula giden çocuk hikayeleri okunabilir, okulda ilk günü anlatan çizgi filmler seyrettirilmesi rahatlamasını sağlayacaktır.
 
Kendi okul hayatınızdan bahsedebilir, arkadaşlarınızla oynadığınız oyunları anlatabilirsiniz.
Okul alışverişini birlikte yapılabilir ve bu alışverişin zevkli geçmesi için gayret gösterin.
Çocuktan ayrılırken ona bir öpücük verin, onu kucaklayın ve “iyi dersler” dileyip, ayrılın.
Çocuğunuza asla, “eğer okula gidersen sana istediğin oyuncağı alacağım” gibi rüşvetler teklif etmeyin.
Okulu ve sınıfı cazip gösterebilecek şekilde süslenerek hazırlanmalı.
Öğretmenler çocukların ilk gün okula alışabilmesi için onlara samimi sevgilerini göstermeli, onun başını içten duygularla okşamalı, sarılmalı. Kendisine güvenebileceğini göstermeli. Çocuklara küçük hediyeler hazırlayabilir.
Alışmakta zorlanan, çok ağlayan bir çocuk hakkında alaycı veya eleştirel üsluplarla konuşulmamalı.
Aşırı kuralcı olunmamalı. Yemek yemesi için veya endişe ettiği hususlarda zorlanmamalı.
Tuvaletini utandığı için söylemeyebilir. Yardımcı olabileceğimiz söylenerek tuvalete götürülmelidir. Sıkıştığı bir anda tuvaletini yapması onun daha da mahcup olmasına sebebiyet verecektir.
En önemlisi bütün bunlara rağmen çocuğun korku ve kaygıları devam ediyor, rahatsızlıkları gittikçe artıyor ve yayılıyorsa mutlaka bir uzmandan değerlendirme ve yardım istenilmelidir.
İstikbal Eğitim Kurumları Kurucusu
Özcan DALGIÇ